3 Ekim 2009 Cumartesi

eski birgün...ip atlamayı, top sektirmeyi çeyrek geçeydi tam... ya da sorumlulukların ağırlığıyla dalgın kafalar, boş bakışlar, yalanlarla karışık hayat koşturmalarına çeyrek kala.
tam önünden geçtim belki...
yürüdüm,
yürüdüm...
belki tam o sırada başını çevirdin, beni farketmedin; ben seni görmedim... yan yana yürüdük belki, aynı anda baktık gökyüzüne, aynı anda gördük ayı... uzaktı herşey, yıldızlar, ay... belki o zaman daha yakındık yıldızlara aya, çünkü hayaller kadar yakındık herşeye....
sonra yağmurlar yağdı, ben her yağmurdan sonra ağladım. o zamanlar kendimeydi ağlayışlarım, sonra aşkın "acı hali" ydi ağlatan...
belki de yağmuru kıskanıyorumdur kim bilir...! s
onra sonra yine güneş doğdu, battı defalarca.... her gece bulutlar aldattı güneşi ayla... ve sabaha on kala ayrılıklar yaşandı her gecenin gün doğumunda..
.yine uzaklar kadar yakınız, ellerimizi uzatsak ulaşabilir miyiz ayın en görkemli halinde birbirimize? yine hayaller kadar yakın olabilir miyiz...
aşk eskiden sedefli bir mücevher kutusunda saklıydı, düştü kutu kırıldı... içinden yalnız benim kalbim çıktı...
sahne açıldı... herkes sana bakıyor, seni izliyor, sen öylece duruveriyorsun... oyununu oynamanı bekliyorlar, sen oynamak istemiyorsun... ayakkabılarının bağlarını bile bağlayamamışsın, bağlamamışsın canın istememiş... hazır değilsin, sahne seni bekliyor; ama bugün canın istemiyor... bugün susmak istiyorsun... camın kenarına ilişiverip yağmuru izlemek istiyorsun... biliyorsun, evet yağmur yağmıyor; ama bekleyebilirsin yağmasını... dalabilirsin "anı" olmuş hallerinin arasına... bi sus payı istiyor ruhun senden bi sus... bugün konuşma, bugün gülme, bugün boş boş bak... öylece atıver kendini yatağının üzerine, pijamalarını giyme, üstünü üşüsen de örtme... biraz hayallere dal, hoşlan bu hayallerden, o hayallerdeki "adam" ol... sonra geçtiğin yollara dön bi bak... bi yerde takılıversin aklın... kal oralarda oyalanıver.... oralarda kal, bekle bekle biraz daha... şimdi dön, oyun vakti, sahne senin... bugün susmak istiyorum...